Aşağıda İngiltere'nin saygın The Independent gazetesinde 5 Nisan 2006 tarihinde yayınlanmış bir röportaj okuyacaksınız.
Ünlülerin
Estetik Cerrahından
İtiraflar
Hastaları arasında sinema dünyasının yıldızları, süpermodeller, hatta kraliyet aileleri var. Ve şimdi estetik cerrahinin gizli yüzünü gözler önüne seriyor. David Usborne, Dr. Cap Lesesne ile görüştü.
Hemşire beni görüşme odasına alırken 'Doktor az sonra sizinle olacak ' diyor. Beklemeye koyuluyorum. Odada bir masa, arkasında bir iskemle, iskemlenin üzerinde katlanmış olarak koyu pembe Polo marka bir gömlek , bir blue jean ve arkalığına asılmış şık bir blazer ceket duruyor. İçeride birileri işlem yaptırıyor besbelli. Arka planda uğultulu bir ses geliyor kulağıma.
Bu ses - elektrik süpürgesi de olabilir aslında - koridorun sonundaki daha sonra ameliyathane olarak kullanıldığını öğrendiğim odadan geliyor. İçeride neler olup bittiğini tahmin etmek zor değil.
Bugün Dr. Cap Lesesne ile randevum var - Amerika'nın en ünlü ve en başarılı plastik
cerrahı, zengin ve ünlülerin yüzlerini gerdirmek için tercih ettikleri bir numaralı adam.
Bir kaç dakika sonra içeriye geldiğinde , elimi sıkarken 'Evet ' diyerek onaylıyor , 'Genç bir hanıma liposuction uyguluyoruz, zayıflama programına etkili bir başlangıç olacak, bu ona cesaret verecek .' Daha önce bu hanımın 14 yaşındaki erkek kardeşinin aşırı gelişkin gögüs dokularını almış, çocuğun yaşadığı özgüven artışı görmeye değermiş doğrusu. 'Annesi öyle bir mektup yazmış ki , ağlattı beni' diye anlatıyor.
Lanet olsun. Amacım bu sahte gençlik simsarıyla biraz dalga geçmekti. İş "estetik müdahale"ye gelince burun kıvıran, o mağrur kişilerden biriyim ben de; yani bana bir çocuğun hayatını değiştirmekten filan bahsetmeyin allahaşkına. Hani film yıldızları ve kendi bedenlerine takıntılı mankenler? Ve kırışıkların kattığı zarafetle yaşlanmaya ne oldu?
İnsanı kolaylıkla etkileyen doğal bir cazibeye sahip Dr. Lesesne, o yumuşak sesiyle gülümseyerek cevaplıyor sorumu. 'Hiç bir kültürde kalmadı artık. O devir bitti.' Sonra bana bir yem atıveriyor. Bu sabah gözaltı torbalarını hallettirmek için muayenehanesine gelen çok ünlü bir sinema oyuncusu varmış. Benim geleceğimi bildiğinden bu ünlü oyuncunun randevusunu sabah 05:30'a vermiş. 'İşimiz biter bitmez ona hemen sıvışmasını yoksa seninle karşılaşabileceğini söyledim' diyor. Onu kılpayı kaçırmışım.
Görüşmemizin ilk dakikalarında bana aynı günün ilerleyen saatlerinde İstanbul'a uçacağını, orada bazı çok varlıklı hastalarıyla randevuları olduğunu söylüyor. İstanbul dönüşünde ise Londra'ya uğrayacağını, orada da randevuları olduğunu anlatıyor.
Doğrusu bugünlerde İngiltere'den epey hastası varmış, hatta Londra'da ofis açmayı bile düşünüyor. Bugünlerde kendi yarattığı cilt bakımı ürünlerini Selfridges'de satışa sunmakla ilgili görüşmeler yapmakta. Her şey Londra'dan çevresi oldukça geniş, tanınmış bir hanımın geçirdiği başarısız iki estetik ameliyat sonrası yana yakıla Dr. Lesesne'ye başvurmasıyla başlamış. (Bu hanımla ilgili daha fazla detay veriyor ama maalesef yazmamam koşuluyla.) Ondan sonra İngiltere'den hastaların ardı arkası kesilmemiş.
Onaylamasak bile hepimiz estetik cerrahi ile ilgileniriz. Kimin burnu yapılmış, kimin yanaklarına dolgu konmuş, kimin kalçaları kaldırılmış, her kokteyl partide dedikodu konusu olmuştur. Bunu en çok Dr. Lesesne bilir. Meslektaşlarının bazılarının hoşnutsuzluğuna rağmen mesleğin iç yüzüyle ilgili bir kitap yazdı. Çok cezbeden bir başlığı var: Ünlülerin Estetik Cerrahından İtiraflar.
Kitap, ağız sulandıran başlığına rağmen her şeyi açıklamıyor. Dr. Lesesne'nin mesleğinin zirvesine yolculuğunu anlatıyor. Estetik ameliyat olmayı düşünen herkes için mutlaka okunması gereken bir kitap. Tabii tüm hastalarının isimlerini açık açık vermiyor, ama muayenehanesine Yasser Arafat'ın girdiğini anlattığı bölümde ağzım açık kaldı; meğer İsrail yetkilileriyle gizli barış görüşmeleri yapmak üzere aslında caddenin karşı tarafında bir adrese gidecekken, yanlışlıkla gelmiş.
Dr. Lesesne 50 yaşında - oldukça genç duruyor - biraz Botox uyguladığını kabul ediyor, sırf eğlencesine hastalarıyla ilgili kısa hikayeler yazmaya başlamış. 'Aslında eğlenceli bir kaç hikayeydi yazdıklarım' diye anlatıyor.Sonra , 2004'te edebiyat ajanı bir arkadaşı bunları bir kitap haline getirmesini öneriyor. 'Başında bunun bir vakit kaybı olacağını düşünmüştüm ama arkadaşım "Bekle ve gör" dedi.' Kitap bittiğinde New York'un önde gelen sekiz yayınevi yayın hakları için kapışmışlar.
Gerçekten anlatılmaya değer tecrübeler yaşadığı doğru; örneğin sevişirken sevgilisinin tutunacağı bir şeyler olsun diye sırtına meme implantları isteyen gay adam. Dr. Lesesne talepleri aşırı narsistik ya da riskli olan hastaları hiç tereddütsüz geri çeviriyor. Bu da öyle durumlardan biri olmuş.
Başından geçen en tuhaf olay neydi diye sorduğumda 'Bu en gariplerinden biriydi' diyor. Yine kitapta anlattığı bir anısı daha var. Yabancı bir ülkenin kraliçesine estetik ameliyat yapmak üzere anestezisti ile birlikte işe koyulmak üzereyken korumaların başı elinde silah ameliyathaneye girip kraliçeye bir şey olursa herkesin öleceğini söylüyor.'Diplomatik dokunulmazlığım var benim' diyor Dr. Lesesne.
Aslında artık estetik cerrahinin sadece toplumun en zengin küçük bir kesimini ilgilendiren bir konu olmadığını anlamak için Dr. Lesesne'nin açıklamalarına gerek yok. TV dünyasının en popüler dizilerine bakmak yeter, "Nip/Tuck" gibi örneğin.
'Talep inanılmaz bir hızla artıyor' diye açıklıyor. 'Bu iş için artık yüksek gelir grubundan olmak şart değil. Estetik ameliyat konusunda talebin en hızlı arttığı kesim erkekler, özellikle iş dünyasından erkekler. Gay erkekler çoktan hastalarım arasındaydı ama artık bankalarda, IBM'de çalışan erkekler de var. Daha genç erkeklerin yarattığı rekabetten rahatsız oluyorlar.'
Dr. Lesesne'ye gelenler arasında mideye kelepçe veya bağırsaklarına müdahale yoluyla çok ciddi miktarda kilo kaybettikten sonra toparlanmak için başvuranlar da var. Bu tür hastalara yapılan müdahaleler daha riskli oluyor. Tüm dünyadan başvuranlar gitgide daha genç yaşlarda geliyorlar, çoğunluk yirmili yaşlarında. 'İnsanlar sadece yaşlanma sürecini durdurmak için değil hayatlarını nasıl geçireceklerini tayin etmek için geliyorlar.'
Bu arada beklentiler gitgide artıyor. Kitapta fotoğraf çekiminden sadece 72 saat önce bir fotomodele acil liposuction uyguladığını anlatıyor. Dr. Lesesne bilhassa kadın hastalarının bir çırpıda iyileşivermeyi beklediklerini, bu yüzden şikayetçi olduklarını söylüyor. Hanımlar sık sık düzeltmeler için uğramayı seviyorlar. Erkekler sonuçlardan daha kolay tatmin oluyorlar, bazı kadınları ise tatmin etmek asla mümkün olmuyor. 'San Francisco'dan bir hastam var, daha yeni göğüslerine implant yaptık. Tam manasıyla mükemmel oldular bence. Ama arayıp bir göğsünün diğerinden 0.5 milimetre daha aşağıda olduğunu söylüyor. Ona daha iyisini yapamayacağımı söyledim.'
Daha yeni , beni 40'larımdan uzaklaştırıp 50'lerime daha yakınlaştıran doğum günümü kutladım. Belki de New York'da fazla vakit geçirdiğimdendir, sormadan edemedim: 'Şeyy, acaba benim ne gibi müdahalelere ihtiyacım var dersiniz?' 'Sanırım göz kenarlarındaki kırışıklıklara biraz Botox iyi olur , kaşların aşağı düşmekte, bir mikro kaş kaldırma operasyonu önerebilirim. Boynundan biraz yağ almalı, bir de burnunun kemerini biraz törpülersek tamamdır.' Tüm bu işlemler 15,000 USD karşılığında , hem de sadece bir saat onbeş dakikada halledilebiliyor. Bu müdahaleler sonrasında görünümüm nasıl değişecek acaba? '30'lu yaşlarının başına geri döneceğin kesin. Ve o kadar incelikli yapılacak ki, hiç kimse anlamayacak bile.' Dr. Lesesne'nin ofisinden ayrılırken kafam karışık. Kendimi acele onbeşbin dolar nereden bulurum diye hesaplar yaparken yakalıyorum. Meseleyi şimdi anladım. Param olsa Dr. Lesesne'nin bıçağı altına yatar mıydım? Söylemeyeceğim. (Belki yaparım, belli mi olur.)